Logo
Van Haber 02.04.2026 - 00:55

Van YYÜ'de Afet Yönetimi Masaya Yatırıldı: Risk Odaklı Yaklaşım Vurgusu

Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi'nde düzenlenen panelde afet yönetimi, hazırlık ve risk azaltma stratejileri kapsamlı şekilde ele alındı. Uzmanlar, "kriz odaklı" yaklaşımdan "risk odaklı" yaklaşıma geçişin önemini vurguladı.

Van YYÜ'de Afet Yönetimi Masaya Yatırıldı: Risk Odaklı Yaklaşım Vurgusu

Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi (YYÜ) ev sahipliğinde gerçekleştirilen "Tüm Yönleriyle Afet Yönetimi Paneli"nde, afetlere karşı hazırlık, risk azaltma ve eğitim süreçleri geniş bir perspektiften incelendi.

Prof. Dr. Cengiz Andiç Kültür Merkezi'nde düzenlenen etkinliğin moderatörlüğünü, Van YYÜ Mühendislik Fakültesi Jeoloji Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ali Kılıçer üstlendi. Panelde, afet yönetiminin eğitimden saha uygulamalarına, yapısal risklerin azaltılmasından yerel deneyimlerin paylaşılmasına kadar pek çok boyutu ele alındı.

Rektör Şevli: Önleyici Tedbirler, Modern Afet Yönetiminin Temelidir

Panelde bir konuşma yapan Van YYÜ Rektörü Prof. Dr. Hamdullah Şevli, afet yönetiminin sadece teknik bir müdahaleden ibaret olmadığını, aynı zamanda bilimsel öngörüyü ve toplumsal sorumluluğu gerektiren çok boyutlu bir süreç olduğunu ifade etti. Rektör Şevli, stratejik önceliğin her zaman 'risk odaklı' bir yaklaşım olması gerektiğinin altını çizdi.

Tecrübelerin, "Kriz Odaklı" bir yaklaşımın olay vuku bulduğunda acı gerçeklerle yüzleşilmesine ve telafisi güç bedeller ödenmesine neden olduğunu gösterdiğini belirten Şevli, "Oysa riskleri önceden analiz eden ve önleyici tedbirleri merkeze alan bir anlayış, modern afet yönetiminin temel taşıdır. Bu vizyon doğrultusunda, üniversitemiz Afet Yönetimi ve Deprem Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürlüğü bünyesinde, bölgemizdeki fayların karakteristiklerini ortaya koymak amacıyla akademik çalışmalarımızı kararlılıkla sürdürüyoruz. Bu kapsamda, yaklaşık 10 milyon TL bütçeye sahip olan projemizin de dahil olduğu TÜBİTAK projeleri, bilimsel derinliğimizin ve toplumsal güvenliğe verdiğimiz önemin birer kanıtıdır." şeklinde konuştu.

Doç. Dr. Kılıçer: Afet Yönetiminde İlk Aşama Risk Analizi

Panelin moderatörü Doç. Dr. Ali Kılıçer, afet yönetiminin öncesi ve sonrası olmak üzere iki ana aşamadan oluştuğunu vurguladı. Kılıçer, "Afet yönetiminin ilk aşaması risk analizi. Risk analizinin de bir ilk aşaması var; doğru bir önerme kuracak olursak şunu söyleyebiliriz: afet yönetiminde ilk aşama tehlikeyi belirlemektir. Riskten bahsediyorsak, mutlaka bir tehlike faktöründen söz ediyoruz. Tehlike olmadan risk oluşmaz, deprem açısından konuşacak olursak, afet yönetiminde tehlike demek faylar, fay hatları demektir. Fay hatları ise deprem riskimizi oluşturan en temel unsurlar." ifadelerini kullandı.

Dr. Öğr. Üyesi Mutlu: Yeryüzünün Röntgenini Ortaya Koyuyoruz

Van ve Van Gölü Havzası'nın deprem tehlikesini katılımcılara aktaran Van YYÜ Güvenlik Meslek Yüksekokulu Acil Durum ve Afet Yönetimi Bölümü Dr. Öğretim Üyesi Sacit Mutlu, bölgedeki aktif fayların kritik önemine dikkat çekti.

Araştırmalarda, yeryüzünün topoğrafyasının fotogrametri yöntemiyle incelendiğini, fayların konumlandırıldığını ve paleosismolojik çalışmalarla fayların geçmiş hareketlerinin belirlendiğini dile getiren Mutlu, şunları kaydetti: "Ülkemizde 1930'dan sonra 7 ve üzeri büyüklükte meydana gelen toplam 23 büyük deprem var. Farklı faylar üzerinde gerçekleşen bu depremlerden 3'ü Van Gölü Havzası ve çevresinde meydana geldi. Bu dönemde ilk deprem 1930 yılında 7.1 büyüklüğündeki Salmaz Depremi olurken, ikinci büyük deprem 1976 yılında Çaldıran'da gerçekleşti ve en son olarak ise 2011'de Van depremi meydana geldi. Bölgenin depremselliğine bakıldığında aktif faylardan bahsetmek gerekiyor. Biz çalışmalarımızda, kısa tabirle yeryüzünün röntgenini ortaya koyuyoruz; ardından fayları konumlandırıyor ve paleosismolojik yöntemlerle bir fayın geçmişini ortaya çıkarmaya çalışıyoruz. Böylece geleceğe dair bilimsel veri elde ediyoruz."

Dr. Öğretim Üyesi Mutlu, Balıkgölü ve Çaldıran fay zonlarında yapılan ölçümlerde yıllık kayma hızlarının 3.2–3.3 mm civarında olduğunu ve bu hızın güneydoğuya doğru arttığını belirtti. Ayrıca, Van Gölü havzasının güneydoğusunda ters yönde hareket eden Başkale ve Şemdinli-Yüksekova fay zonlarının bulunduğunu, bu fayların 7 ve üzeri yıkıcı depremler üretebilecek potansiyele sahip olduğunu ifade eden Mutlu, Şemdinli-Yüksekova fay zonunda yapılan kazılarda geçmiş döneme ait 4 deprem izi tespit edildiğini de aktardı.

Bu çalışmaların hem bilimsel veri sağladığını hem de bölgenin deprem tehlike haritasının oluşturulmasına önemli katkılar sunduğunu vurgulayan Mutlu, "Bu bölge içerisinde hem doğrultu atımlı fayları hem de özellikle bindirme bileşenli fayları gözlemleyebiliyoruz. 2011 depremi, bölgede bindirme bileşeninin de ciddi derecede etkili olduğunu gösterdi. Van Gölü Havzası'nın güneydoğusuna geldiğimizde ise, bölgede diğer faylara göre ters hareket eden, daha doğrusu ters bir rotasyon oluşturan Başkale fay zonu ve ardından Şemdinli Yüksekova fay zonu bulunuyor." şeklinde bilgi verdi.

AFAD'dan Bağ: Köy ve Şehir Planlamalarını Tüm Paydaşlarımızla Yürütüyoruz

AFAD Yer Seçimi ve Mekansal Planlama Daire Başkanı Elif Bağ, AFAD'ın iyileştirme faaliyetlerini detaylandırdığı panelde, Türkiye'de afetlerin sadece depremle sınırlı olmadığını, çığ, sel ve heyelan gibi pek çok tehlikenin de mevcut olduğunu belirtti. AFAD'daki görevinin 2010 yılında başladığını ve ilk tecrübesinin Van depremi olduğunu aktaran Bağ, bölgede köy ve şehir yerleşimlerinin afet riskleri göz önünde bulundurularak planlandığını ifade etti.

Veri temelli planlamanın önemine dikkat çeken Bağ, fay hatları, jeoloji, su kaynakları ve ulaşım gibi verilerin bir arada kullanılarak güvenli yerleşim alanlarının belirlendiğini açıklayarak sözlerini şöyle sürdürdü:

  • "Biz sadece deprem için değil, çığ, sel-su baskını, heyelan gibi farklı afet türleri için de dönem dönem yer seçimleri ve risk değerlendirmeleri yapıyoruz. Türkiye genelinde hem deprem hem diğer afetler için sürekli olarak çeşitli çalışmalar yürütüyoruz. Deprem yönetimi elbette önceliğimiz, ancak diğer afet türlerini de dikkate alıyoruz. Bu kapsamda, köy ve şehir planlamalarını afet risklerini göz önünde bulundurarak, tüm paydaşlarımızla birlikte yürütüyoruz. Üniversiteler, kamu kurumları ve diğer ilgili taraflarla iş birliği içinde; su, elektrik, kanalizasyon, okul gibi altyapı planlamalarını da entegre ederek çalışmalar yapıyoruz."

Prof. Dr. Alyamaç: Güvenli Olmak İçin Binalarımız Sağlam Olmalı

Afet yönetiminde yapısal risk azaltma konusuna değinen Fırat Üniversitesi Öğretim Üyesi ve Kongre Düzenleme Kurulu Başkanı Prof. Dr. Kürşat Esat Alyamaç, Türkiye'de deprem problemi değil, depremin bir gerçeklik olduğunu ve asıl sorunun deprem dayanımı yetersiz bina stokları olduğunu vurguladı.

Deprem anında kaçmaktan ziyade binaların sağlamlığına odaklanılması gerektiğini belirten Alyamaç, vatandaşlara evlerinin onaylı projelerini saklamaları çağrısında bulunarak şunları söyledi: "Bizim sorunumuz, Van'da da, Elazığ'da da, Edirne'de de, Muğla'da da maalesef deprem dayanımı yetersiz bina stokumuzun olmasıdır. Ve ne yazık ki, bu sorun artmaya devam ediyor, deprem dayanımı yeterli şekilde artan bazı binalar olsa da, maalesef eski usullerle yapılanlar da var. Dolayısıyla, depremde korkmak istemiyorsak ve güvenli olmak istiyorsak binalarımız sağlam olmalı. Deprem olduğunda nasıl kaçacağımızı değil, 'acaba kapımıza bir şey düşer mi?' sorusunu düşünmeliyiz. Buraya geldiğimizde esas amaç, güvenli bir hale gelmektir."

AFAD'dan Şalcı: Van Depremi, Gelişimimizi Artırması Gereken Bir Deneyimdi

Program kapsamında afet eğitimlerinin yaygınlaştırılması ve standartlaştırılması üzerine konuşan AFAD Eğitim ve Farkındalık Daire Başkanı Recep Şalcı, Türkiye'de afetler ve risk yönetimi konularının sıklıkla yanlış noktalarda tartışıldığını belirtti. Şalcı, "Her şeyi milat olarak kabul edip 'artık çok iyi olacağız, kendimizi toparlayacağız' dedik. 1999 depreminden uzun yıllar geçti ve ardından Van depremi yaşandı. Van depremi, gelişimimizi ciddi şekilde artırması gereken bir deneyimdi. Sonra 6 Şubat depremi geldi. Arada başka depremler olsa da, en büyüklerini örnek veriyorum. Bu süreçte gerçekten çok ilerleme kaydettik, ama gelişimimiz daha çok müdahale aşamasında oldu. 'Arama kurtarma ekiplerimizi nasıl artırırız, daha fazla malzeme nasıl sağlarız' gibi konulara yoğunlaştık." ifadelerini kullandı.

Türkiye'nin kriz yönetiminde kayda değer başarılar elde ettiğini, ancak bu başarının risk yönetimine tam olarak yansıtılamadığını dile getiren Şalcı, kriz anında uygulanan esnek planlamaların Birleşmiş Milletler ekipleri tarafından 'planlı' olarak algılandığını, oysa bunun genellikle anlık reflekslerden doğan bir süreç olduğunu sözlerine ekledi.

Doç. Dr. Söğüt: Nitelikli Bireyler Yetiştiriyoruz

Üniversite düzeyinde afet eğitimi ve farkındalık çalışmalarını ele alan Van Güvenlik Meslek Yüksekokulu Müdürü Doç. Dr. Eda Gökırmak Söğüt, 2011 depremi sonrası üniversitenin afet yönetimi vizyonunun önemli ölçüde geliştiğini belirtti.

Afet ve Acil Durum Yönetimi programı öğrencilerinin sahada arama-kurtarma ve iyileştirme çalışmalarına nitelikli bireyler olarak yetiştirildiğini aktaran Söğüt, amaçlarının sadece tek bir bölümle sınırlı kalmayıp tüm üniversite genelinde afet farkındalığını yaygınlaştırmak olduğunu ifade etti.

Söğüt, "Akademide kurulan Afet ve Acil Durum Yönetimi programımızın öğrencilerini sahaya, arama-kurtarma ve iyileştirme çalışmalarına nitelikli bireyler olarak yetiştirmeye özen gösteriyoruz. Bu alanda uzman akademisyenlerimizin desteği bizim için çok önemli. Özellikle Van Güvenlik Meslek Yüksekokulu ve diğer bölümlerin katkılarıyla çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Amacımız, sadece tek bir bölüm üzerinden eğitim sürecini yürütmek değil; tüm üniversite genelinde bu farkındalığı yaygınlaştırmak ve buradan başlayarak üniversite genelinde etkili bir bilinç oluşturmak." şeklinde konuştu.

Van AFAD Müdürü Ulutaş: Eğitim ve Farkındalıkta Önemli İlerlemeler Kaydettik

Van'daki AFAD faaliyetlerini paylaşan Van İl AFAD Müdürü Mehmet Ulutaş, AFAD'ın planlama, farkındalık-eğitim, müdahale ve iyileştirme alanlarında toplam 67 iş kolunu yürüttüğünü açıkladı. Ulutaş, planlama aşamasında İRAP sisteminin kritik önemine değinerek, 2022'de başlatılan 198 eylem planının üniversiteler ve kamu kurumlarıyla koordineli olarak güncellendiğini bildirdi.

2024 yılında 400 eylem planı hazırlandığını, bunlardan 116'sının "kırmızı öncelikli" olarak belirlendiğini ve kurumların planları uygulama oranlarının yılsonu raporlamalarıyla takip edildiğini anlatan Ulutaş, sözlerine şöyle devam etti: "Bu sene, kırmızı eylem planlarının uygulanmasını daha disiplinli hale getireceğiz: Birinci plan bitmeden ikinciye geçilemeyecek. Ayrıca eğitim ve farkındalık çalışmalarında da ilerleme kaydettik. Göreve başladığımızda ilimizde yalnızca bir aktif STK ekibi vardı; son üç yılda bu ekip sayısını 8'e çıkardık. 7'si arama-kurtarma, 1'i besleme alanında faaliyet gösteriyor. Deprem ve enkazlı arama-kurtarma kapsamında şimdiye kadar 3 bin 874 kişiye eğitim verdik; bunlardan bin 998'i jandarma personelinden oluşuyor. Jandarma ve emniyetle protokollerimiz sayesinde bu eğitimleri sistemli olarak sürdürüyoruz."

Konuşmaların ardından panel soru-cevap bölümüyle devam etti. Etkinlik, katılımcılara plaket takdim edilmesinin ardından sona erdi.

Sıradaki Haber Yükleniyor...

"Size daha iyi bir deneyim sunabilmek için sitemizde çerezler (cookies) kullanıyoruz.