“Binlerce yıllık geçmişiyle Van, Urartuların başkenti Tuşba’dan Osmanlı’nın kültürel mirasına kadar uzanan köklü tarihiyle medeniyetlerin buluşma noktası olmuştur. Kalkolitik Çağ’dan günümüze kadar sayısız uygarlığa ev sahipliği yapan bu kadim şehir, kültürel zenginliği ve eşsiz tarihi mirasıyla Anadolu’nun en önemli merkezlerinden biri olma özelliğini korumaktadır.”

Van, insanlık tarihinin en eski yerleşim merkezlerinden biri olarak, binlerce yıllık geçmişiyle Anadolu ve Mezopotamya arasında önemli bir köprü vazifesi görmüştür. Arkeolojik bulgular, bu bölgedeki yerleşimin M.Ö. 5000-3000 yıllarına, yani Kalkolitik Çağ’a kadar uzandığını ortaya koymaktadır. Tarih boyunca birçok medeniyete ev sahipliği yapan Van, günümüze kadar zengin kültürel mirasını korumayı başarmıştır.

Van ve Urartular: Bir Krallığın Başkenti

Van topraklarında ilk devlet kuranlar Hurriler olup, M.Ö. 2000’li yıllarda bu bölgede hüküm sürmüşlerdir. Ancak bölgenin kaderini değiştiren en önemli uygarlık Urartular olmuştur. M.Ö. 900 yıllarında kurulan Urartu Krallığı, başkenti Tuşba (bugünkü Van) olan güçlü bir devlet olarak tarih sahnesine çıkmıştır. Urartular, Van Gölü çevresinde etkili bir medeniyet kurarak, tarım, sanat ve mimaride büyük ilerlemeler kaydetmişlerdir. Bu dönemin en önemli yapılarından biri, Kral Sarduri tarafından M.Ö. 9. yüzyılda inşa ettirilen Van Kalesi’dir. Kale, Urartuların mühendislik alanındaki yetkinliğini gösteren eşsiz bir tarihi eserdir.

M.Ö. 7. yüzyılın başlarında Asurluların akınlarına maruz kalan Urartular, gücünü koruyabilmek için yeni şehirler inşa etmiştir. Bunlardan biri de Tuşba yakınlarındaki Rusahinili (Toprakkale) olmuştur. Ancak M.Ö. 612 yılında bölgeye gelen Medler, Urartu Krallığı’na son vererek Van ve çevresini egemenlikleri altına almışlardır.

Van’ın Farklı Uygarlıklar Altındaki Dönüşümü

Medlerin ardından Persler, Makedonyalılar, Partlar ve Romalılar gibi pek çok uygarlık Van’a hâkim olmuştur. M.S. 395 yılına kadar Sasani egemenliğinde kalan şehir, sonrasında Bizans İmparatorluğu’nun hâkimiyetine girmiştir. 7. yüzyılda İslam ordularının Anadolu’ya düzenlediği seferlerle Van, Müslümanların kontrolüne geçmiştir. Bu dönemde Emeviler ve Abbasiler bölgeye hâkim olmuş, ticaret ve kültürel etkileşim hız kazanmıştır.

Van ve çevresinde uzun yıllar yaşayan Ermeni azınlık, Akdamar Adası’nda 915-921 yılları arasında inşa edilen Akdamar Kilisesi gibi eserlerle izlerini bırakmıştır. Ancak 1071 Malazgirt Zaferi’nden sonra Van, Selçukluların egemenliğine girmiştir. Daha sonra Eyyûbîler, Karakoyunlular ve Akkoyunlular gibi birçok devlet, bölgeye hâkim olmuş ve kendi kültürel dokularını buraya işlemişlerdir.

Osmanlı Dönemi ve Van’ın Stratejik Önemi

Van, Osmanlı İmparatorluğu ile Safeviler arasındaki mücadelelere sahne olmuş, nihayetinde 1458’de Osmanlı topraklarına katılmıştır. 1555 Amasya Antlaşması ile bu durum resmiyet kazanmış ve şehir Osmanlı idaresi altında önemli bir merkez haline gelmiştir.

Osmanlı döneminde Van’da önemli mimari eserler inşa edilmiş, Hüsrev Paşa Camii ve Koçi Bey Camii gibi yapılar bu dönemin izlerini taşımaktadır.

Ancak 19. yüzyılın sonlarında Van’daki Ermeni isyanları ve 1915 olayları, şehirde büyük yıkıma sebep olmuştur. I. Dünya Savaşı sırasında Rus işgali ve Ermeni grupların saldırıları sonucu Van büyük ölçüde harap olmuş, halk göç etmek zorunda kalmıştır. Türk ordusu, 2 Nisan 1918’de Van’ı geri alarak şehri kurtarmış ve Cumhuriyet’in ilanıyla birlikte şehir yeniden inşa edilmiştir.

Van İsminin Kökeni

Van isminin kökeni konusunda farklı rivayetler bulunmaktadır. Ünlü seyyah Evliya Çelebi, Büyük İskender’in Van Kalesi’nde bulunan Vank adlı mabede ithafen şehre bu ismi verdiğini belirtir. Bir diğer görüşe göre, şehri imar eden bir hükümdarın adından esinlenerek “Van” adı verilmiştir. En güçlü teori ise Urartuların bu bölgeyi “Biane” veya “Viane” olarak adlandırmış olmasıdır. Urartular döneminden itibaren bu isim zamanla değişerek bugünkü “Van” halini almıştır.

Van, sadece bir şehir değil, aynı zamanda binlerce yıllık tarihî geçmişi, kültürel zenginliği ve mimari mirasıyla Anadolu’nun en önemli merkezlerinden biridir. Urartulardan Osmanlı’ya kadar birçok uygarlığın izlerini taşıyan bu topraklar, geçmişten günümüze köklü bir tarihin mirasını yansıtmaktadır.